YGS LYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YGS LYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2015 Cuma

12. Sınıfta Ders

Bazı arkadaşların soruları üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim. Uzun bir süredir yazı yazamıyordum. Bir süre daha sık yazılar gelemeyecek ama fırsat buldukça yazmaya çalışacağım.

Öncelikle ben 12. sınıfta ne yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Ben 12.sınıfın birinci döneminin sonuna doğru heyet raporu alıp, zamanımın çoğunu dershanede geçirmek niyetindeydim. Heyet raporunu zor da olsa aldım amaa.. Dershanede zaman geçirme fikri tam olarak tutmadı. Çünkü.. nedenini çok iyi biliyorum. 

Rapor aldığım vakit bir anda elime çok ama çok fazla bir boş vakit geçmişti. Ne yapacağımı bilemediğim kadar çok bir vakitti. Meğer ben öyle zannetmişim.

İlk etapta yine okula gider gibi sabah 8 de kalkıyordum. Sonra dedim ki ya vakit çok ben bunu 9 yapayım. sonra 10 oldu.. sonra öğlen uyanmaya başladım. Kahvaltıydı falan derken dersin başına 2 gibi oturmaya başladım. Akşamları da nasılsa sabah erken kalkmama gerek yok. Şu maçı izliyim sonra ders çalışırım, geç yatmama gerek yok diye düşünerek iyice ayarı kaçırmıştım. Arada sırada dershaneye uğramaya başlamıştım ki bu noktada iflas ettim.

Rapor almayıp okula giden arkadaşlarımın benden ne farkı vardı ? Onların düzenli bir hayatı vardı ama okul sınavlarıyla uğraşıyorlardı tabi.  [Ben Anadolu Öğretmen mezunu olduğum için salak saçma öğretmenlik dersleriyle uğraşıyordum. Ama normal bir anadolu lisesinde böyle saçma dersler yok. Yani okula gidilebilir.]

12. sınıfta ne yapacağını bilemeyen arkadaşlara açıkcası bir tavsiyem yok. :D Çünkü sizin durumunuzu bilemiyorum. Kendi durumunuza göre bir karar verin. Evde veya dershanede ders çalışma konusunda kendinize güveniyorsanız veya benden daha iradeliyseniz evinizin ortamında çalışmaktan daha rahatı yok.Fakat okula devam etmeniz sizin faydanıza olur diye düşünüyorum düzenli bir çalışma süreci için. Okuldaki sınavlardan ve öğretmenlerden korkmayın. Zaten sınıfta az kişi oluyor ,ders çalışmak isteyen insanlarla beraber ders çalışmak artı bir motivasyondur ayrıca. Tabi bunlar ortalama üstü bir lisedeyseniz ve çevrenizdeki insanlar bilinçli, aklı başında insanlardan oluşuyorsa.Sınavlardan da korkmayın zaten okuldaki öğretmenler de çok fena zorlamıyor son sene. 

Hatta şöyle bi anım var. Kimya hocamız ikinci dönem sınıfa geldi. Sınav için. Kağıtları dağıttı. DEdi sadece isminizi yazın. Kağıtları geri verin. Ben sizin yerinize testleri işaretlerim,siz çalışmaya devam edin dedi sınıftan çıktı. :))

22 Ocak 2015 Perşembe

Tüm Hayatımız 3 Saatlik Sınava Bağlı //mı ?

Sınavdan sonra bir çok kişiden duyarsınız bu klişe sözü. ' Hayatımız bu üç saate bağlı 'dan girip eğitim sisteminin kötülüğünden çıkarlar. Bu konuşmaların tamamı sınavı kötü geçen veya kötü geçeceğini bilen bir öğrencinin bahaneleridir.

Hayatımız o 3 saatlik sınava bağlı değil.

Geleceğiniz sadece o 3 saatlik YGS ile sınırlı değil. (LYSyle sınırlı :P ayrıca ygs 2 saat 40 dakkika :P). Geleceğinizi şekillendiren bir sınav olduğu konusunda hiç birimizin endişesi yok. Fakat gireceğiniz sınavların sonucu tamamen o 2-3 saatlik süre içerisinde belli olmuyor. Yani sınavı o deneme kitapcığının başında geçirdiğiniz sınırlı süreyle kazanmıyor veya kaybetmiyorsunuz. 

Üniversiteyi kazanmak uzun bir süreçtir. 

Sizin sınav sonucunuz doğduğunuz ilk andan sınav gününe kadar olan performansınızın resmiyete döküldüğü bir andır. O sırada geçirdiğiniz üç saatteki performansınızla birlikte performansınız iyi yada kötü bir belge halinde elinize veriliyor.Siz ders çalışmak yerine yatarsanız, kendinizden mucizeler yaratmayı beklemeyin o üç saatte. E haliyle sonuç kötü geliyor. Öğrencininde uydurabileceği en basit bahane ne ?? o üç saate sallıyor kolayca. Neden çünkü o sırada sadece beniyle baş başa. Kimse ne yaptığını bilmiyor o arada.

Eğitim sistemi veya sınav süresini değiştirebiliyor muyuz ? Hayır. O halde ona uygun hareket etmeliyiz. Bu sınava sadece siz girmiyorsunuz. Hayatınızı o üç saate bağlıysa(!) sadece sizin değil herkesin hayatı o üç saate bağlı. Bu nedenle bahaneler arkasına saklanmayın arkadaşlar. Hayatınızı şekillendirmek için o üç saat size verildiyse o üç saatte en iyisini yapmak için elinizden geleni yapın.

Bizim dershanenin duvarında nefret ettiğim bir yazı vardı ama şimdi anlıyorum gerçekten doğru bir sözmüş.

Hayatının geri kalanını eşek olarak geçirmek istemiyorsan bir seneni inek olarak geçir.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Netler Neden Artmıyor ?

Şu periyotta [sınava 1-2 ay kala] çoğu arkadaşın ortak problemi netlerin artmaması..

Bu döneme kadar olan sürede netler sürekli artan bir grafik çizerken bu zamanlarda netlerin eskisi kadar hızlı artmaması YGS-LYS Adayı arkadaşları endişelendiriyor, Bazı arkadaşlar artmayan netler gerekçesiyle stres yapıyor. Bu konuda yalnıız olmadığınızı bilmelisiniz arkadaşlar ve zaten stresli olan bu süreci başka başka stres nedenleriyle zorlaştırmamalısınız.

Netler Neden Artmıyor ?

Çünkü ilk etapta öğrenebileceğiniz çoğu şeyi öğrendiniz. Artık öğrenecek çok şey kalmadı. Bu güne kadar yeni konular görüyordunuz, onları öğreniyordunuz, denemelerde de o konulardaki yapamadığınız soruları yaptığınız için netler artıyordu fakat artık durum öyle değil.

Şu döneme kadar konuların %80ini %90ını öğrendiniz.(En azından öyle olmalıydı) Artık öğrenecek pek bir şey kalmadı. Denemede yaptığınız yanlışlar halihazırda bildiğiniz konulardan çıkıyor.

Peki neden bu yanlışlar çıkıyor?

Bunun bir kaç nedeni olabilir.
• Konuyu hakkıyla öğrenmemişsinizdir.
◘ Yapmanız gereken, bu güne kadar çözdüğünüz denemeleri önünüze koyup yanlış yaptığınız konuların bir listesini çıkarmak ve konuların yanına kaç tane yanlış yaptığınızı yazmak. Böylece ilk hangi konudan başlamanız gerektiğinizi kolayca göreceksiniz. Ben bu yöntemle birlikte denemedeki yanlışları kesiyor konulara göre zımbalıyordum. Böylece o konuyu çalıştıktan sonra daha önce yapamadığım sorulardan bir arşivim olmuş oluyordu. Tavsiye ederim. Çok faydasını gördüm.
• Konuyu öğrenmişsinizdir,ama çok soru çözmemiş, konuyu pekiştirmemişsinizdir.
◘ Bunu sanırım her yazımda yazdım, ve yine sanıyorum gelecekte yazacağım bütün yazılarımda yer alacak. Bunu siz de biliyorsunuz. Konuyu iyice öğrenene kadar bol bol soru...
• Dikkat dağınıklığı veya zaman yönetimi problemi yaşıyorsunuzdur.
◘ Bu konuda daha profesyonel bir yardım almanız size daha fazla fayda sağlayacaktır. Bu konuda yardım için rehberlik servisiyle görüşebilirsiniz.
•Veya daha başka nedenleri vardır. Tabi bu nedenleri sizden daha iyi kimse bilemez. Neden bu yanlışlar çıkıyor bir düşünün ve bulduğunuz nedenlerin üzerine gidin..

17 Ocak 2015 Cumartesi

Optik Forma En Hızlı Kodlama Nasıl Yapılır ?

Aslında çoğu arkadaş için çok gereksiz bir konu olabilir. Ama esasen önemli bir şey.
Kodlama yaparken çılgınlık aramıyorsanız temel olarak üç çeşit kodlama stili vardır.

• Soru soru kodlama yapmak: Bu yöntem çok vakit kaybına sebep olan bir yöntem arkadaşlar. Ama kaydırma yapmamak için en garanti yöntem. Fakat sınav esnasında çok fazla hareket edeceğiniz için konsantrasyonunuzun dağılmasına sebebiyet verir. Bu nedenle kronik kaydırma yapmak gibi bir probleminiz yoksa bu yöntemi kullanmayın.

• Bütün denemeyi bitirip, sonra hepsini toptan optiğe geçirmek: Bu yöntemi uygulayacak kadar amatörseniz zaten boşuna para verip girmeyin sınava :P Şaka bir yana arkadaşlar bu yöntem çok ama çok mantıksız bir yöntem. Sınavı yetiştiremezsiniz bütün emekler boşa gider.

• Sayfa sayfa çözüp optiğe geçirmek: En kullanışlı ve mantıklı yöntemdir. Benim tavsiyem de bu yöndedir. Bir sayfa çözüp o sayfayı geçirmek, minimum dikkat dağınıklığı sağlarken sayfalar arası kısa süreli dinlenme zihni boşaltma fırsatı sağlar.

15 Ocak 2015 Perşembe

Ders Çalışmaktan Bıkmak

Sınav sabahı vicdanınızın rahat olması çok önemli arkadaşlar. Sınavdan sonra 
keşke daha fazla çalışsaydım, 
keşke şu konulara da baksaydım, 
keşke şu derslere de girip şu denemeleri de çözseydim dememek veya 
bu kadar çok bilgisayarla uğraşmasaydım, 
keşke televizyona bu kadar takılı kalmasaydım 
dememek çok ama çok önemli. Çünkü eğer vicdanınıza bunları deme şansı verirseniz pişmanlığın büyüğünü yaşarsınız.

Allaha şükür ben sınavdan sonra böyle demedim. Çünkü yaptığım her hareketin bilinciydeydim. Bilgisayar oynarken de ders çalışmadığımın, rakiplerimin beni geçtiğinin farkındaydım. Geceleri 2 ye 3 e kadar ders çalışırkende uyuyan rakiplerimin önüne geçtiğimin farkındaydım.

Eğer böyle düşünmüyor olsaydım, yani sınav öncesi keşkelerim çok olsaydı şu an ki rahatlığım olmazdı. Allaha şükür Türkiyenin sayılı iyi üniversitelerinden birindeyim ama ya o gün dershaneyi ekmeseydim 
acaba boğaziçinde olur muydum ?
acaba o denemeyi de çözseydim bir kaç bin daha iyi bir derece alır mıydım ?
acaba PESteki kariyerime daha az önem verseydim şu an daha iyi bir üniversite de olur muydum ?
Böyle soruları emin olun hayatınızın her alanına taşıyabilirsiniz. 
Acaba şu üniversiteden mezun olsam bu kadar süre iş arar mıydım ?
Bu kadar az maaş alır mıydım ?

Böyle sayko sorularla yaşamak istemiyor,beyninizi bulandırmak istemiyorsanız şu anda yaptığınız her hareketin bilincinde olun ve sonuçlarına katlanın. İyi ve kötü hangi sonuçla yüzleşirseniz bu benim eserim diyebilin.

Bazı arkadaşlar ders çalışma esnasında bıktıklarını pes ettiklerini yorulduklarını söylüyorlar bana. Bunların olması gayet doğal. Fakat bu atalet halini üzerinizden ne kadar çabuk atarsanız o kadar sizin faydanıza. Benim bu konudaki en büyük silahım üniversite senesini düşünmekti. Bir sene sıkılıcam ama sonra bir anda rahatlıycam diye düşünüyordum ki bu rahatlama bir seneyle kısıtlı değil ömür boyu. Ders çalışmadan sıkıldığınız an kazananağını üniversiteyi, üniversitede yapacaklarınızı, oluşacak çevrenizi hayal edin ve bundan güç almaya gaza gelmeye çalışın. 
Ayrıca gaza getirecek bir kaç tavsiyem daha var. Bunlar beni ciddi anlamda gaza getirmiş,yorgunluğumu,bıkkınlığımı sıfırlamıştı. Mesela bugüne kadar dershaneye gitmekle feda ettiğiniz hafta sonlarınızı,ders çalışmak için kaçırdığınız maçları dizileri düşünün. Şurda kaldı bir bilemediniz iki sene. Sonra kimse sizin ne yaptığınıza hangi diziyi izlediğinize karışmıyor emin olun. Veya ders çalışırken anne babanızın sizin için yaptığı fedakarlıkları,masrafları düşünmek sizi gerçekten hırslandıracaktır.

Sonuç olarak öyle yada böyle çalışınca başarabileceğinizi bilin. Sizden daha iyi sonuç yapanlar sizden daha mı zeki? Tabiki HAYIR. Sadece daha çok çalıştılar. Ee o zaman siz ne duruyorsunuz ? Diğerlerinden daha fazla çalışın...

14 Ocak 2015 Çarşamba

Kulaklıklar çıksın, Müzikler kapatılsın.

Simdi size herkesin yaptığı ama kimsenin fark etmediği çok büyük bir hatadan bahsedeceğim.
Ders çalışırken veya soru çözerken müzik dinlemek.

Bu yaptığınız hata bu süreçte yapılabilecek en büyük hataların başında gelir. Siz kulaklık kulağınızdayken verimli ders çalıştığınızı düşünürsünüz ama aksine..

Müzik dinlerken performansınız yarı yarıya düşer. Sonuçta beyine yapması gerken fazladan bir iş yüklemiş oluyorsunuz. Şöyle bir örnek vereyim.

Bilgisayarda arka planda çok büyük bir dosya, oyun falan çalışırken mi bilgisayarın performansı daha yüksektir yoksa arka planda çalışan bir şey yokken mi ?

Aynı mantık. Siz müzik dinlerken beyninizin bir kısmını müziği duymaya, şarkının sözlerini tekrar etmeye veya yabancıysa o sözlere benzer uyduruk kelimeler üretmeye, şarkının ritmine, şarkıcının sesine odaklanır. Bir bakmışsınız bir anda harıl harıl ders çalıştığınız masadan kalkmış yatağınızda uzanmış hayallere dalmışsınız.

Sınav senesinde bazı şeylerden ödün vermek gerekiyor arkadaşlar. Bu süreçte müziği ders dışında yine dinleyin ama ders zamanı kulaklığı bir kenara bırakın. Çünkü müzikle --zaten konu çalışılmaz ama-- çalıştığınız konunun büyük bir kısmını algılayamazsınız,algıladığınızı zannetseniz bile 10 dakika içinde o bilgiler uçar gider. Müzikle soru çözdüğünüz zaman ise sözel sorularda yanlış yapma ihtimaliniz kat ve kat artar,sayılar sorularda ise beyin alışırsa müzikle soru çözmeye gerçek sınavda da kulağınız müzik aramaya başlar.

Bazı arkadaşlar müzik dinlemezsek okulda ders çalışamıyoruz,sınıfta gürültü oluyor, ders çalışılmıyor diyor. 
Bu durumda hocadan kütüphaneye gitmek için izin isteyin veya sınıfı susturmasını söyleyin. Olmadı arkadaşlarınızı siz uyarın. Yine olmadı kulaklığı takın ama müzik açık olmasın. Bi nebze ses kesilmiş olur.
Ama kesinlikle ders çalışırken müzik dinlemeyin. Kendinize yapılacak en büyük kötülüğü yapmış olursunuz..

13 Ocak 2015 Salı

Konu Nasıl Çalışılır ?

Konu çalışmanın aslında en iyi yöntemi derse ön hazırlık yaparak gitmektir. Ama çoğunuzun -benim gibi- bunu uygulamadığını hatta konuları önden takip etmek bi yana okulu veya dershaneyi geriden takip ettiğine adım gibi eminim.

Bu nedenle konuyu önce okulda veya dershanede hocanızdan dinlediğinizi varsayıyorum. Peki konuyu ilk defa gördük ya sonra ? 

Eve geldiğimde önce -- kendi yöntemimi söylüyorum-- 
•konuyu defterimden tekrar edip sonrasında 
•internetteki ders videolarını açar bi kezde ordan dinlerdim. Tabi bu dinleme dediğim sinema filmi izler gibi bir izleme değil. Önümde defterim ve bi konu anlatımlı kitap açık halde, kaçırdığım veya not almadığım önemli yerleri tamamlardım. 
•Ve hemen sonra bilgiler tazeyken sıcağı sıcağına bi tane kolay 10-15 soruluk test çözerdim.
Böylece bi önceki yazımda bahsettiğim sinapsların sağlamlaşmasını sağlamayı amaçlıyordum.

Tabiki süre üniversite hazırlanma sürecinde çok önemli. Bu nedenle bu yöntemi her konuda değil sadece 'BABA' konular dediğimiz konularda uygulamanızı tavsiye ediyorum. Mesela rasyonel sayılar gibi çok fazla ayrıntıya sahip olmayan konularda bunu yapmanın bi anlamı yok.Bu yöntemi özellikle bir çok ayrıntıya sahip biyoloji konularında kullanabilirsiniz. Veya fizikte optik konusunda da çok faydasını görürsünüz bu yöntemin. Matematikte trigonometri de böyledir mesela. Toplam fark formülleri falan kavranması güç konulardır. Bu nedenle bu yöntem kullanılabilir.

Ben bu yöntemi uygularken 
temelimin kuvvetli olmadığı konuyu önce youtubedaki tonguç akademiden dinliyordum. Daha sonra teknofem kullanıyordum. Bu ikisi genellikle bana yetiyordu ama isteyen arkadaşlar için aşağıya böyle ders videolarını dinleyebileceği linkleri paylaşıyorum.

yanına + koyduklarım tavsiye ettiklerimdir.

Bu arada laf aramızda teknofem videolarına youtubedan ücretsiz çok rahat ulaşabilirsiniz. Onu da tavsiye ederim ;))

www.tongucakademi.com +
www.bayramaltun.com
www.detaygeomat.com    +
www.egitimprojesi.com
www.ekolhoca.com          +
www.kemalhoca.com
www.korfezvideo.com       +

www.lutfuzorlu.com
www.mesutsubasi.com
www.muhammetcoruh.com
www.mustafatekinay.com 
www.nejdetkirpi.com 
www.ofisokul.com 
www.tekinhoca.com

12 Ocak 2015 Pazartesi

Tıpkı Bir Boksör Gibi..

Şampiyon bir boksör olmak istediğinizi düşünün. 

İlk önce bu işe başlamadan sikletinizi belirlemelisiniz. Yani MF mi TM mi olduğunuzu belirlemeniz lazım. Daha sonra fiziğinizi buna hazırlamalısınız. Fitness yapmanız,kondisyon çalışmanız güçlenmeniz lazım dimi ? Bu kısım sizin ders hakkında fikriniz olması demek. Yani ne çalışmamız gerektiğini bilmeniz demek.

Daha sonra koçunuz gelir size nasıl yumruk atılacağını nasıl savunma yapılacağını falan gösterir. Bu kısım ise okulda/dershanede öğretmenlerin konuları anlatmasıdır. Size sadece teorik bilgiyi verir. Bu bilgiler sizin için yeterli değildir.Bu seviyede kalırsanız ilk çıktığınız maçta tek yumrukta yıkılırsınız.

Bunu önlemek için özel antrenmanlar yaparsınız, kum torbasında çalışırsınız. Kum torbasını yumruklama aşaması ise test çözme kısmıdır. Eğer çok fazla kum torbası yumruklarsanız hem fiziğiniz düzelir hem vuruş teknikleriniz pekişir. Yani hem konuları öğrenmeye başlarsınız. Hemde bilgi seviyeniz artar, konular pekişir. Bu aşamada maça çıksanız dövebileceğiniz adamlar yani iyi sonuç alabileceğiniz denemeler mutlaka vardır. 

Ama Şampiyon olmak gibi bir amacınız varsa bu size kesinlikle yetmeyecektir. Bu aşamada antrenman maçı yapmanız gerekmektedir. Karşıdaki kum torbası size zarar veremez eksiğinizi görmenize yardımcı olmaz ama bir rakiple dövüşmek size eksiklerinizi görmeniz konusunda çok faydalı olur. Savunmanız mı sıkıntılı saldırınız mı görebilirsiniz antrenman maçında. Hem de yenildiğiniz her maç sizi hırslandırır, biraz daha geliştirir.. güçlendirir..

Bu nedenle
Ne kadar çok antrenman maçı o kadar çok başarı..
Bu süreci böyle düşünebilirsiniz.
Dünya şampiyonu olmak isteyen bir boksör gibi..

Ders Çalışırken Ezberlemeyin. Mantığını kavrayın. Ama Nasıl ??

Bunu hep duymuşsunuzdur. ''İşin mantığını kavramak lazım.'' Bütün hafıza tekniklerinin,bütün hafıza kitaplarının size anlatmaya çalıştığı şey budur.

Bu böyledir arkadaşlar. Sizin şuana kadar çok iyi bildiğiniz hiç bir konuyu ezberleyerek öğrenmediniz. Hem de hiç birini. 
-Yoo ben formülleri ezberleyerek öğrendim.
diye düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Ama emin olun onları ezberlemeye çalışırken de kafanızda bir mantık oluşturdunuz. 

Mesela Q=m.c.Δt. Bunun mantığını kavramak yarına hepimiz Qel MaCiT diye ezberledik. Ama bununda bir mantığı var sonuç olarak. 

Masaya kitabın başına ders çalışmaya otururken ezberlemek gibi bir niyetiniz olmasın. En azından tamamen ezbere dayalı bir sistem kurmayın. QelMaCiTi ezberleyin mesela. direk formulü mct diye ezberlemeye kalkmayın.Kendinize uygun şifrelemeler uydurabilirsiniz ben severim böyle çalışmayı.

Yani bilgileri ezberleyerek öğrenmeye çalışmayın. Ezberlemek öğrenmek değildir ki zaten. Eğer ezberlemek gibi bir yeteneğiniz varsa boşverin Ygsyi Lysyi oturun kuranı ezberleyin,hafız olun,imam olun. Ahiretiniz kurtulsun. :D

Şimdi saçmalamayı keseyim. biraz daha bilimsel konuşayım.

Bilgiler beynimize nasıl yerleşir ?

Bilgileri beynimize gönderdiğimiz zaman beynimizdeki nöronlar yeni sinapslar yapmaya başlar ve bu hiç kolay bir olay değildir. bu yüzden beynimiz yaptığı sinapsları çok güçlü yapmaz. Çünkü eğer bu bilgiyi kullanmazsak geri bozacak bu sinapsı. Beynimiz gereksiz bilgilere yer vermek istemez sonuç olarak. 

Biz oluşturduğumuz sinapsa tekrar uyarı göndermeliyiz ki beynimiz bu bilginin çöp/gereksiz bir bilgi olmadığını anlasın ve o sinapsı yıkmasın. Bu nedenle BİLMEDİĞİNİZ KONULARın sinapsına düzenli olarak uyarı göndermelisiniz. Mesela haftada veya iki haftada idealdir. Bir kere çalışarak bi konuyu öğrenmeyi bekleyemeyiz dimi ? Böyle bir şey olsa Rainman olursunuz zaten :D

Peki bunu nasıl yapıcaz ? Çıkrdığınız notlardan veya kitaptaki altını çizdiğiniz önemli yerlerden bir göz atarak. Biraz konu üzerine düşünerek, hafzanızda tekrar yaparak varsa 1-2 soru çözerek.

Bu arada 3 çeşit öğrenme stili vardır. 
Görerek 
Duyarak
Dokunarak

Bunlar kişisel konulardır. Hanginizin hangi öğrenme stiline sahip olduğu değişiyor. Bunu gugıl amcaya yazarak testlerine ulaşabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Görsel öğrenme stiline sahipseniz bol bol notlarınızı tekrar etmeniz gerekiyor. Not çıkarmalısınız demeye gerek bile duymuyorum. Mutlaka not çıkarın zaten. (Daha sonra nasıl not çıkarılır detaylı anlatıcam.) Kitabın üzerinde altını çizdiğiniz yerlere göz atın. 

Duyarak öğreniyorsanız yapacağınız iş belli. Bol bol sesli kaynaklardan ders çalışacaksınız ve tekrarlarınızı yüksek sesle yapacaksınız. Arkadaşlarınıza ders anlatacak/onlardan ders dinleyecksiniz.

Bu arada arkadaşlara ders anlatmaktan daha süper öğreten, geliştiren bir şey yoktur arkadaşlar. Tahmin ettiğinizden daha faydalı bir şey. Bir de arkadaşlarınızın yapamadığı soruları çözmek de tavsiye edebileceğim en süper şeyler listesinde. Nitekim arkadaşınız bütün testi çözmüş. Yapamadığı sorular var. E onun yapamadığı soruyu yapabiliyorsanız o arkadaşın çözdüğü diğer soruları da mantıken çözebilecek kapasitesindesiniz demektir. 

Dokunarak öğrenme konusunda açıkcası tavsiye edebileceğim ne olduğunu bilmiyorum. Sanırım dokunsal öğrenme dediğimiz şey biraz sanatsal bir şey oluyor. Müzik aleti falan çalıp tiyatro yapmak sanırım ama tamamen biyerimden uydurdum bunu :D



11 Ocak 2015 Pazar

Hedef Belirlemek Üzerine

''Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.''

Evet biliyorum arkadaşlar bu söz çok klişe ama gerçekten çok ama çok yerinde bir söz. aslında herkesin kafasında az yada çok belli bir hedefi vardır ama bu işi sistemli ve daha kararlı yapmalısınız. Neresi olursa giderim, şu sene bi kapağı atayım gibi düşünceler size çok şeyler kaybettirir. Aman dikkat !

Mesela sınava kalan gün sayısı azaldıkça veya deneme sonuçları kötü gelmeye başladıkça hedef küçültmeler de başlıyor. Eylül ayındaki ilk 5 bin hedefi,Aralık gibi 10 bine, Şubat gibi 20 bine Mart gibi Allah ne verirseye, dönüşüyor.

Dediğim gibi hedef konusu daha kararlı ve sistematik olmalı. Hedef belirlerken de hayatınız boyunca yapmak isteyeceğiniz, yaparken mutlu olabileceğiniz, her sabah okula veya işe giderken küfür ederek gitmeyeceğiniz bir hedef belirlemelisiniz.  Ve bu hedeften asla utanmamalı, pişman olmamalısınız.

Bu arada unutmayın !! : Şimdi feda edeceğiniz (kaybetmek demiyorum bakın idealler uğruna feda etmek) bir veya iki sene daha sonra 60-70 yılınızı kaybetmenize sebep olur.

Ben hedef belirlerken biraz da söyle düşündüm ve bu beni çok gaza getirmişti.

''Annem komşulara benim okulumu ve bölümümü söylerken gururla mı söyleyecek, Çocuğum ilerde sınıfında öğretmene benim mesleğimi söylerken arkadaşlarından utanacak mı ?''
Belki sizin pek hoşunuza gitmeye bilir ama ben hep böyle düşünmüştüm.

Ve benim size tavsiyem üç aşamalı hedef belirlemelisiniz. Demek istediğim Gerçekten istediğiniz ve büyük ihtimal kazanabileceğiniz bir hedef belirleyin. Daha sonra işler iyi giderse diye ve ulaşmak için çabalayacağınız ilk hedeften daha yüksek bir hedefiniz olsun. Bu hedef için mücadele edin fakat her şeyiniz bu hedef olmasın. Yani bu hedef gerçekleşmezse üzülmeyin. Ve acil durum hedefi. İşler yolunda gitmezse diye bir B planı,bir acil çıkış kapısı belirlemeye. Bu hedef ise sizin tahammül sınırlarınız içerisinde olmalı. Standartlarınızdan taviz vermeden belirlemelisiniz bu hedefi.

Yani demek istediğim İlk hedefiniz boğaziçiyken acil durum hedefiniz sütçü imam üniversitesi olmamalı.

Mesela;

Gerçekten istediğiniz bölümü YTÜ'den belirlediniz. (Bu arada üniversitemin reklamını yapayım :D YTÜ hakkında merak ettiğiniz sorular varsa özelden seve seve cevaplarım)

Ulaşmak istediğiniz hedef Boğaziçinden Acil durum hedefiniz ise Ege,Gazi gibi üniversitelerden olmalı. 

Ayrıca üniversite/şehir değil, bölüm belirlemelisiniz. Yani Boğaziçi Bilgisayar Müh. olmuyor bari Boğaziçi Okul öncesi öğretmenliğine gideyim diye bir durum olmamalı.

Şehir konusunda da çok gereksiz bir ayrıntı değil ama yinede gözönüne alınmalı bence. Ne de olsa gençliğiniz geçecek, hayatınızın en güzel yılları geçecek. Bu yılları İstanbulda,İzmirde mi geçirmek istersiniz Hakkaride mi ? (Örnek çok saçma oldu kabul :)))

Buraya da bi kaç gaza getiren söz yazayım bari :P

Eğer gelecek hakkında düşünmezseniz, asla bir geleceğiniz olmaz. (Henry Ford)
Başlangıcımıza dikkat edelim, sonuçlar kendiliğinden gelir. (Alexander Clark)

Bir yıldız olmak kaderinizde olamayabilir, ama olabileceğinizin en iyisini olmak kendinize koyacağınız bir hedef olabilir. (Bryan Lindsay)

Öncelikle hedefinizin ne olduğunu bulmak için konsantre olun ve daha sonra da ulaşmak için konsantre olun. (Michael Fridsam)

YGS'yi Yetiştiremiyorum!! , Nasıl bir yol izlemeliyim ??

Arkadaşlar YGS bildiğiniz gibi sadece bir bilgi sınavı değil. Ygs sizin bilginizin yanında, soruyu anlama ve çözümleme becerinizi de ölçmeyi planlıyor. Bu amaçla ne kadar hızlı olduğunuz YGS için çok önemli. 

YGS'de hızlanmak için benim uyguladığım ve başarılı olduğum -en azından ben öyle düşünüyorum- yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

•Öncelikle konu eksiklerinizi bitirmeye çalışın.
•Sınavda soruları çözmeye başlamadan önce 10 saniyeye yakın teste göz gezdirin ve çok kolay olan/kolayca çözebileceğiniz, iyi bildiğiniz konuların sorularını belirleyin ve o sorulardan başlayın.
•Zor bir soruyu çözmek kolay iki soruyu çözmekten daha iyi DEĞİLDİR. (Arkadaşlar yanlış anlaşılma olmasın sınav anından bahsediyorum)
•Yapamadığınız soruyu direk geçin. En fazla ikinci sefer çözmeye uğraşın ama kendinizden emin değilseniz 3. kez uğraşmayın sona bırakın. Zamanınız kalırsa üçüncü, dördüncü kez uğraşırsınız.
•Evde Soru çözerken kendinize bir süre sınırı koyarak soruları çözmeye çalışın.(tavsiyem bir soruya bir dakika vermeniz. Ama hala süre sıkıntısı yaşıyorsanız ilk etapta lys usulü bir buçuk dakika ayırabilirsiniz.)
•Söylememe gerek yok ama bol bol deneme çözmeniz. (Ne kadar antrenman= o kadar net)
•Ve biraz muamma olan bi konu çözme sırası---
Benim tavsiyem (Sayısalcılar için) 

Türkçe>Matematik>Fen>Sosyal (Daha sonra ders ders çözme taktiklerinden bahsedeceğim)

Tabi bu benim düşüncem. Ben Türkçe netleri çok önemli olduğu için açık zihinle türkçeyi aradan çıkarıyordum. Daha sonra benim için en zevkli matematik sonra fen ve en son çerez niteliğinde sosyal sorularını bırakıyordum ki hem zamanım yetmezse kayıbım felsefeden sosyalden olsun falan diye düşünüyordum. 


LYS'yi Unutmayın !!!

Pek çok arkadaş gibi benim de --sınava girdiğim ilk sene yaptığım-- çok büyük bir hatadan söz etmek istiyorum. YGS'den önce LYS'yi unutmak. Daha doğrusu unutmak değil hatırlamak ama önemsememek demek daha doğru olur.

Ben ilk senemde 'Şu YGS bi bitsin ulan gece gündüz çalışır o LYS yi yinede hallederim' diye düşünüyordum.

Amaaa gel gelelim halledebildim miiii HAYIR! 

Sakın böyle bir düşünceye girmeyin arkadaşlar.
 -İnşallah- YGS'niz iyi geçerse bi rehavet çöküyor üstünüze, kafadan tatil ilan ediyorsunuz kendinize, 
-Allah korusun- kötü geçerse YGS'nin moral bozukluğuyla kendinizi toparlamanız bir ayı buluyor. 

Sonuç olarak YGS den sonra kafadan bi iki hafta verimli ders çalışılmıyor. Bunu göz özüne alarak kendinizi ayarlamanızı tavsiye ederim. Ayarlamak derken YGSyi boş verin demiyorum ama haftada 5 gün YGS çalışıyorsanız 2 gün LYSye ayırmalısınız. 

Çünkü Lys tahmin ettiğinizden çok ama çok daha önemli. (Bu konuyada daha sonra YGS-LYS sınav sonucu ekran görüntüleriyle giricem)

Ayrıca dış etkenlerde çok önemli.. 

Mesela havalar ısınıyor..  
Etekler kısalıyor ;)
Aşık olunuyor,
YGS sonrası seneye kalacağı kesinleşen arkadaşlar halısaha maçına çağırıyor. (Bu arada halı saha maçı kafa dağıtmak için çok süper bi yöntemdir ama aman dikkat kırmayın bi yerlerinizi)
Bütün senenin yorgunluğu/bıkkınlığı gittikçe artıyor..

Bunların tersi olarak da konular zorlaştıkca zorlaşıyor.. Aman Dikkat !!

Kimsin Sen ? Bu Blog Neden Var ?


          Öncelikle kendimden bahsedeyim. Arkadaşlar ben de sizler gibi bir öğrenciyim, 
AMA

•Üniversiteyi kazanmak için gereken YGS-LYS gibi süreçlerden geçmiş bir öğrenciyim.
•Hafta içi öğrencisi olmuş yani iki sefer YGS'ye,on sefer de LYS'ye girmiş bir öğrenciyim.
•İkinci senesinde de olsa hayalindeki bölümü kazanmış mutlu bir öğrenciyim.
•Sınava hazırlanırken nasıl daha az çalışmayla başarılı olurum diye çok düşünmüş ve kendince çalışma taktikleri geliştirmiş -kısmen- tembel bir öğrenciyim.
•Karşılığında bir sene feda ederek edindiğim tecrübeleri neden başkalarıyla paylaşmıyorum diye düşünen ve böyle bir blog açmaya karar veren bir öğrenciyim.
•Ve en önemlisi sizlere yardımcı olmak isteyen bir öğrenciyim.

          Sanırım kendimi bu kadar tanıtmam yeterli olur zaten zaman içerisinde tanışırız iyice. Aslında blogumun amacı belli ama ben yinede açıklama taraftarıyım. Ben blogumda iki senede elde ettiğim YGS-LYS konusundaki tecrübelerimi paylaşmak ve sizin YGS-LYS konusunda her türlü sorununuza yardımcı olmak istiyorum...

BLOGUMA HOŞ GELDİNİZ ARKADAŞLAR..